“Fukuşima felaketinden çıkarılacak dersler” basın toplantısında paylaşıldı

21 Mayıs Cumartesi günü, Fukuşima’dan Çıkarılacak 10 Ders adlı kitapçığının hazırlığından ve basımından sorumlu komite, Birleşmiş Milletler tarafından 23 ve 24 Mayıs günlerinde İstanbul’da organize edilen İnsani Yardım Zirvesi (WHS)’ne günler kala daha önce duyurusunu yaptığımız gibi bir basın açıklaması düzenledi. Nükleersiz.org koordinatörü Pınar Demircan tarafından okunan metni aşağıda aynen paylaşıyoruz. Komite temsilcileri, basın açıklamasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.
Basın Toplantısının Amacı

Türkiye’de medyada yer alan haberlere göre sizlere nükleer santrallerin riskleri ve gelecekte olmazsa olmaz güvenlik koşulları hakkında temel bir kaç soruyu düşündürmek.
Fukuşima’dan edindiğimiz bazı temel tecrübeleri, siz Türkiye’deki insanlara örnek olması, nükleer santraller hakkında fikir vermesi amacıyla paylaşmak.

Fukuşima Kitapçığı Komitesi kimdir?

Fukuşima Kitapçığı Komitesi, nükleer santrallerin teşkil ettiği riskleri afet risklerine atfedilen önem düzeyinde ele alır ve bu risklere ilişkin söylenen (nükleer santrallerde kazanın meydana gelmeyeceğini, nükleer santrallerin güvenli olduğunu iddia eden) yalanlara ve nükleer santrallerin geleceğin temel elektrik kaynağı olacağını savunan politikalara karşıdır. 2015 yılında Sendai Afet Riskleri Azaltma Çalıştayından çıkan ortak karar, gelecek toplumlara ve nesillere güvenli ve korunaklı bir yaşam ortamı sunmak için afet risklerini azaltmaya dönük çalışmak gerektiği yönünde olmuştur.
Bu bakış açısıyla tecrübelerimizden dersler çıkarmamız ve dünyanın daha iyi bir geleceğe sahip olması için Japonya’da yaşanan Fukuşima Nükleer Felaketinden öğrendiklerimizi yaygınlaştırmamız gerektiğine inanıyoruz. Umuyoruz ki, bu gibi çalışmalar halihazırda nükleer santrali olan ülkelerde yaşayanların karşılaşacağı riskleri azaltır ve nükleer santral kurma planları yapan ülkelerde de hükümetler tarafından sunulan nükleer santrallerin riskleri hakkındaki farkındalığı arttırır.
Biz Japonya’nın nükleer santrallere olan bağımlılığını bir an önce tam ve kesin olarak sona erdirmesini istiyoruz. Nasıl olursa olsun şunu unutmayın ki, bir ülkede nükleer santralin kurulmasına veya kurulmamasına dair karar o ülkenin insanlarına aittir.

Yine umuyoruz ki, dünyadaki tüm insanlar Fukuşima’dan bir şeyler öğrenmiştir zira Japonya “nükleer santrallerin güvenli olduğu miti”ne inandığı için çok pişman ve enerji politikası kapsamında neyin riskli neyin sürdürülebilir olacağının geniş zeminde sağlanacak bir konsensüsle kararlaştırılması gerektiğini anlamış bulunuyor.

Ana Başlıklar :

Nükleer Atıklar: Japonya’da nükleer santrallerin atık yakıt çubuklarının bertarafı için henüz nihai bir depo alanı yoktur. Eğer halihazırda değerlendirilmekte olan seçeneklerden biri tercih edilse bile, değil Japonya’daki hiç bir ülkedeki ömrü en fazla 10 yılla sınırlı olan hükümetlerin binlerce yıl sürmesi gereken depolama sürecini garantilemesi mümkün değildir.

Riskler : Tehlikeler doğal ya da insan eliyle olsun, sebebin kendisinden bağımsız şekilde bir kaza olasılığının sıfıra indirilmesi mümkün değildir. Geçmiş nükleer kazalar yol açtığı çevre, sağlık ve sosyal tahribat kazanın meydana geldiği alanla sınırlı değildir, aksine küresel ölçekte etkili olmakla birlikte yüzyıllarca sürmektedir. Unutmayın ki Japonya bile son derece gelişmiş sismik afet yönetim teknolojisiyle bu kazanın önüne geçememiştir.

Nükleer Güç ve nükleer silahlar- aynı madalyonun iki yüzü : Nükleer santrallerin “barışçıl amaç” taşıdığı söylense de şunu unutmayın ki nükleer reaktörlerden çıkan kullanılmış yakıttan nükleer silah yapımında faydalanmak teknik olarak mümkündür. Dahası Uluslararası Atom Enerjisi ajansı gibi kurumlar tarafından oluşturulan uluslararası standartlar hükümetlerin ya da kuruluşların bu standartlara uymasını sağlamaya yetkili değildir.

İnsan Hakları : Bir nükleer kaza olmasa bile nükleer santraller bir çok “hibakuşa” yani radyasyon mağduru insan/topluluk Pek çok nükleer santral çalışanı radyasyona maruz kaldığı için çok ciddi sağlık problemleri yaşamaktadır. Şüphesiz nükleer santrallerin kullanılmaya devam etmesinin bu işçilerle bir ilgisi vardır (bu işçiler taşeron hatta taşeronun konumunda çalıştırılır, Japonya’da gördük ki bu çalışanların sağlık kontrolleri de olması gerektiği gibi yapılmıyor). Dahası araştırmalar göstermiştir ki bu operasyonlarda kaza olmasa bile nükleer santrallerin yakınlarında yaşayanlar çevreye yayılan radyoaktif maddeler sebebiyle uzun dönemli sağlık kaybına uğramaktadır. Bir de üstüne kaza meydana gelecek olursa bu bölgede yaşayanların tahliyesini sağlamaktansa insanların orada yaşamaları için öngörülen radyasyon sınır değeri yükseltilerek insanlar radyasyona maruz bırakılmaktadır.

Eninde sonunda unutmayın ki bir nükleer kaza olduğunda gerek krizin yönetimi gerekse mağduriyet yaşayan insanlar için ödenecek tazminatlar sizlerin devlete ödediği vergilerden karşılanacaktır.
Hayatımızda maddi manevi bir çok unsur dolayısıyla da kayıp söz konusu olabilir. Maddi olmayan unsurlarda yaşanacak kayıplar (aile, ilişkiler, yaşanılan çevre, aidiyet duygusu ve mutluluk) sözkonusu olduğunda bunların tazmin edilmesi mümkün değildir. Kaybınız hesaplanamayacak kadar çok olacaktır.
Nükleer santralin diğer enerji kaynaklarından ucuz olduğu söylendiğinde bilin ki hesaplamalara bir kaza halinde yaşanacak kayıpların nasıl tazmin edileceği dahil değildir. Yine de siz şunu lütfen aklınızdan çıkarmayın: nükleer santrallerin altyapı maliyetleri için de harcanan sizin paranızdır, ödediğiniz her kuruşun nereye gittiğini bilmek de hakkınızdır.

Sürdürülebilir bir dünya : Bir nükleer kazanın etkisi on yıllardan on binlerce yıl sürebilir ki bu durum nükleer santrallerin sürdürülebilir bir dünya için temel problem olduğunu düşündürür. Bir nükleer kazanın meydana gelme olasılığının sıfır olmadığından böylesine büyük bir riske katlanarak devem etmek ve sürdürülebilir bir dünya kurmak mümkün değildir. Bu riskleri ortadan kaldıracak veya en azından azaltacak fikir ve eylemler çok değerlidir ve gereklidir. Yenilenebilir enerji kaynakları gelişirken kaynakları tüketmeyen, zararsız yaşam standartını yakalayabiliriz. Geniş ölçekten bölgesel yani daha yerel bir sisteme geçilmesi bile risklerin azalmasını sağlar. Ve şimdi söylemenin tam zamanıdır ki Japonya, toplam 43 reaktöründen sadece 2’ si çalışır durumda olmasına rağmen enerji problemi yaşamamaktadır.

Dikkat Çekilmesi gereken hususlar

Nükleer riskler afet risklerinin bir türüdür –Bu bağlamda riskin tanımını doğru ve şeffaf bir şekilde değerlendirmesini yapmak ve nükleer santralleri bir enerji kaynağı olarak görmeyi reddetmek önemlidir.
Asla sıfır kaza riski var senaryosu kabul edilemez→önceki deneyimler göstermiştir ki vaktiyle olmuş kazaların tekrar olmasının mümkün olduğunu her zaman akılda tutmalıyız.
Tarihsel sonuçlara erişmek mümkündür-Enerji politikalarını tartıştığımız bir dönemde Çernobil ve Fukuşima’dan bir şeyler öğrenmek önemli ve gereklidir.

Çeviri:Pınar Demircan

Fukuşima’dan Çıkarılacak 10 Ders Kitapçığı’nın Türkçesine buradan ‘dan ulaşabilirsiniz .