25.Nükleersiz Asya Forumu 12-15 Kasım’da Filipinler’de yapıldı

İçinde bulunduğumuz dönemde nükleer santrallerin kurulmasına karşı ülke sınırları içinde verilen mücadeleye ek olarak küresel dayanışma ağları dikkat çekiyor. Bunlardan biri de Asya ülkelerinden katılımla 25.’si gerçekleştirilen uluslararası Nükleersiz Asya Forumu. Her yıl Asya ülkelerinde kurulu bulunan/kurulması planlanan nükleer santraller ve sorunlarına yönelik deneyim paylaşımı ve birbirinden öğrenmeyi baz alan etkinlik bu sene 12-15 Kasım arasında Filipin Cumhuriyeti’nin başkenti Manila’da gerçekleştirildi.

2016 yılında Fukuşima ve Tokyo’da düzenlenen Nükleersiz Asya Forumu’na Türkiye’den katılmış olan Pınar Demircan da yine davet edilerek Hindistan, Tayvan, Japonya, Vietnam ve G. Kore’den sivil toplum örgütü üyeleri ve aktivistlerle birlikte Filipinler’deydi. Nükleersiz.org koordinatörü, aynı zamanda gazetemizin yazar ve editörlerinden olan Demircan etkinliği nükleer endüstri alanında iş yapan küresel şirketlere karşı önemli bir deneyim paylaşım imkanı olarak görüyor ve forumun Filipinler’de yapılmasının içinde bulunduğumuz süreç açısından ayrıca değerli olduğunun altını çiziyor.

Etkinlik hakkında izlenimlerini aldığımız Demircan, Filipinler’de 1971-1981 yılları arasındaki sıkıyönetim dönemi içinde bir nükleer santral kurulmasına karar verildiğini fakat bu planın demokrasi mücadelesiyle el ele giden çevre mücadelesinin gösterdiği başarıyla durdurulmuş olduğunu aktardı. Bataan Nükleer Santrali’nin var olan tek reaktörünün inşasını geçen yıl finansal kriz içine düşerek iflas eden Westinghouse şirketinin yaptığını belirten Demircan, 623 Megawatt kapasiteli santralin, tamamlanmış olmasına rağmen 1986 yılından bugüne bir kez dahi çalıştırılmamasının bir diğer nedenin de 1979 yılında meydana gelen Üç Mil Adası Nükleer Kazası ile 1986 yılında başlayan Çernobil Nükleer Felaketi’nin siyasal iktidar üzerinde yarattığı çekince olduğunu söyledi. Filipin’de nükleer santralin operasyona açılmak istenmesiyle ilgili olarak Türkiye’deki nükleer santral planlarına dair “Bataan Nükleer Santrali son dönemde Türkiye’de Akkuyu NGS’yi kurma görevi verilen Rosatom şirketi tarafından çalıştırılmak isteniyor fakat, 1973 yılında inşaatı başlamış 1986 yılında tamamlanmış bu santral eski bir teknolojiye sahiptir, dolayısıyla teknik ve altyapı sorunları bulunmaktadır. Bu durumdaki santrali operasyona başlatmaya çalışan bir şirkettir Rosatom! Üstelik Filipin Cumhuriyeti daha yeni aynı coğrafyada deprem ve volkanik patlamalarla sarsılan Endonezya gibi bir deprem ülkesidir. Rusya ise bu deprem ülkesinde eski ve sorunlu olduğu bilinen nükleer santrali devreye almak istemektedir. Bir kez daha Akkuyu NGS’nin, dolayısıyla bizim geleceğimizin nasıl bir şirkete teslim edilmiş olduğu açıkça görülmelidir, unutulmamalıdır ki Türkiye de bir deprem ülkesidir üstelik iklim değişikliğiyle ilgili çok bilinmezli bir süreçte yaşıyoruz.”tespitinde bulundu.

4 günlük etkinlik süresince forum üyeleri hem kendi aralarında hem de yereldeki diğer çevre mücadelelerinin aktivist bireyleri ve sivil toplum örgütü üyeleriyle çok yönlü paylaşımlarda bulundu. Bu kapsamda çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden halihazırda ekosistemi zehirleyen kömürlü termik santrallerin yol açtığı tahribat da değerlendirildi. Enerji ihtiyacı gerçekten varsa, tercihin gezegenin geleceği düşünülerek yenilenebilir enerjilerden güneş ve rüzgar enerjisinden yana yapılması gerektiği vurgulandı. Filipinler’deki yerel ve küçük ölçekli iyi örneklere dair bilgi paylaşıldı.

Forum üyeleri konferansın çıktısı olarak bir de basın açıklaması yaptı. 14 Kasım 2018 günü kamuoyu ile paylaşılan basın açıklamasından bir kesitin Türkçesi ise şöyle:

“Fukuşima Nükleer Felaketi nükleer santrallerin sonunu getirecek nitelikte büyük sorunlara yol açmış olmasına rağmen nükleer enerji teknolojisi Çin, Fransa, Japonya, G.Kore ve Rusya tarafından pazarlanmaya çalışmakta bölgede kirli ve ölümcül yatırımlar yapılmaya çalışılmaktadır. Nükleer santraller atık sorununun çözümlenmemiş olmasıyla “tuvaletsiz ev” nitelemesini hak ederken iklim değişikliği şartları bahane edilerek karbon salmadığı bahanesiyle yeniden pazarlanmaya çalışılmaktadır. Fakat karbon salmasa da izotop salarak başka sorunlara yol açacak bu santraller için aynı zamanda iklim değişikliği sorunu ile depreşen su sorunu göz ardı edilerek milyar litrelerce suyun harcanması umursanmamaktadır. Unutulmamalıdır ki, nükleer santrallerdeki teknik sorunlar kolay aşılamayabilir, aksaklıklar ve kazalar geri dönüşü olmayan sorunlara da yol açabilir. Misal Fukuşima nükleer santralinden hala okyanusa radyoaktif su akıtmaktadır. Ayrıca Nükleer santrallerin dünya genelinde yayılmasına izin vermek savaş endüstrisinin desteklenmesi anlamına gelmektedir”

Forum üyeleri,basın açıklamasına ilaveten nükleer santrallerin kurulmasının yaygınlaşması için başvurulan “temiz güvenli, ucuz “mitinin/yalanlarının yıkılması için dayanışma içinde olacaklarını açıkladı.

Nükleersiz Asya Forumu ilk olarak 1992 yılında Brezilya’da yapılması planlanan Dünya Zirvesi’ne hazırlık olması amacıyla Asya ülkelerinden sivil toplum örgütü üyelerinin katılımıyla Yokohama’da gerçekleştirildi. Bu tarih itibariyle her bir-iki yıl arayla 177 sivil toplum örgütü ve 1354 aktivistin destek ve işbirliğiyle Nükleersiz Asya Forumu üyeleri bir araya geliyor.

Yeşil Gazete