5 Aralık Bilirkişi İncelemesi ve Keşfi’nden notlar-2

İlk kısmını notlar -1’de bulacağınız 5 Aralık Bilirkişi İncelemesi ve Keşfi’nin, ikinci kısmını teşkil eden saha turuna, planlandığı gibi 1 saatlik öğle arasının ardından 15:00 itibariyle başlandı. Davalı ve Davacıların, Jeofizik Bilirkişisi ve Hakim ile birlikte gerçekleştirdiği saha turu kapsamında Bilirkişi ilk olarak deniz kıyısında kurulan nükleer santraller için 10 metre yüksekliğinde olması öngörülen tsunami duvarı ile nükleer santralin yerleşim planı ve çalışma prensipleri hakkında bilgi aldı.
Bilirkişi burada öğleden önce dava dosyaları görüşülürken de tartışma konusu olan Rus VVER 1200 tipi reaktörde meydana gelen arızanın sebebini sordu. Rosatom’un Akkuyu NGS yetkilisi, İnşaat Direktörü Mikail Cherdantsev sorunun üretim hatasından kaynaklandığını fakat durumun hayati bir tehlike oluşturmadığını söyleyerk binevi savunmaya geçti. Bu esnada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Hukuk Müşaviri Zeynep Erben, reaktördeki bir arızanın saha incelemesinin konusuna girmediğini dolayısıyla burada konu edilmemesi gerektiğini iddia etti. Hakim ise sözkonusu arızanın konuşulmasında bir sakınca olmadığını belirtti. Bunun üzerine Davacılar, reaktördeki arızanın jenaratörün değiştirilmesini gerektiren bir üretim hatası olduğunu ve durumun gerek Rus gerek dünya kamuoyundan 6 gün gizlendiğini ifade etti. İlaveten faaliyette olan bir nükleer santralde kaza yaşanırsa da bu bilginin 6 gün belki de daha uzun kamuoyundan gizlenebileceği üzerinde durdu.

Akkuyu NGS’nin Rus yetkilisine göre nükleer kaza, ticari bir risk

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukatlarından İsmail Hakkı Atal, önce Rusya’da VVER1200 reaktörünün jenaratöründe meydana gelen arızanın deprem sebebiyle olup olmadığını sordu. Bu soruyu deprem olmasa bile bir nükleer santralde arıza veya kaza yaşanıp yaşanmayacağına bağladı. Rusya, Hindistan ve İran’da da nükleer santraller tasarlamış olan Akkuyu NGS yetkilisi Cherdantsev Rusya’daki arızanın deprem esnasında yaşanmadığını söylerken “kaza olabilir, her ticari faaliyet kaza riski barındırabilir” şeklinde beyanatta bulundu.

Hakim ve Bilirkişi’ye nükleer santraldeki soğutma suyu sisteminin nasıl çalışacağı konusunda bilgi verilirken ise 11 Temmuz’daki Bilirkişi saha keşfinden deneyimli olan Davacılar o zaman sordukları soruları tekrar yönelttiler. 11 Temmuz’da alınan cevaplardan farklılık içeren iki husustan biri soğutma suyu sistemine, diğeri nükleer atıklara ilişkin oldu.

Yedek soğutma suyu sistemi, pasif soğutma yapacak

Davacılar, soğutma suyu sisteminde bir arızanın meydana gelmesi halinde devreye girecek yedek bir soğutma suyu pompasının olup olmadığını duymak istedi. Bir önceki keşiften farklı olarak bu keşfe katılan Cherdantsev’in cevabı, ana pompanın ve yedek soğutma pompasının aynı türde olmadığı, soğutmanın normal şartlarda motorlu soğutma suyu pompasıyla sağlanacağı, yedek pompanın ise yerçekimine bağlı olarak sıcak suyun yükselme prensibiyle çalışan, pasif soğutma yapacağı yönünde oldu.
“Atıkları Rusya almayacak, Akkuyu’da Atık sahası kurulacak”

Akkuyu Nükleer santralinin en tartışmalı konularından olan “Nükleer atıkların ne yapılacağı” sorusu da Davacılar tarafından direkt olarak Akkuyu NGS yetkilisine soruldu. Cherdantsev Rusya’nın üçüncü dünya ülkelerinden nükleer atık almadığını ifade ederek açıkça Akkuyu’daki nükleer atıkların da Rusya tarafından alınmayacağını, bilakis Akkuyu Doğu limanının üstüne bir atık sahasının kurulacağını ifade etti.
Deniz suyu nükleer santrallerin içine dolabilir, atıklar denize sürüklenebilir

11 Temmuz’daki gibi soruların sıklıkla Davacılar’dan geldiği keşif turunda Atık sahasının kurulacağının netlik kazanması üzerine Av. Atal öğleden önce dava oturumunda da değindiği küresel ısınmanın gelecek dönem etkilerine sahada da dikkat çekti. Önümüzdeki 30 yıl içinde deniz seviyesinin 60-80 metre yükseleceği bilimsel raporlarla açıklanmışken deniz kıyısına kurulacak bir nükleer santralin ve ona bağlı nükleer atıkların yükselecek olan deniz seviyesinin altında kalmaması için ne tür önlem alınacağını sordu. Bu bağlamda Bilirkişi ve Hakime yönelik olarak santraldeki radyoaktivitenin ve nükleer atıkların deniz suyuna dolayısıyla ekosisteme karışmasının önlenmesinin mümkün olmayacağının altını çizdi.

Akkuyu ÇED yok hükmündedir, lisans geçersizdir

Saha turunda Davacılar tarafından öne çıkarılan diğer bir konu TBB dava dilekçesinde yer aldığı üzere yer lisansına ilişkin oldu. 2015 yılından önce lisans +ÇED alınması yeterliyken 25.06.2015’te Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu(EPDK) tarafından yapılan mevzuat değişikliği neticesinde Önlisans+ÇED+lisans alınması yasaya bağlanınca yeni hükmün tarihinden önce lisans almış olmasına rağmen Akkuyu NGS’nin bir de önlisans aldığı öğrenildi.EPDK yeni hükmü gereği önlisans alması gerektiğini sanan Akkuyu NGS’nin lisansı böylece geçerliliğini yitirirken Elektrik Piyasası Kanunu’nun 6. maddesine göre de yeni bir ÇED yaptırması gereğinin doğduğu ifade edildi.
Keşif süresince 11 Temmuz tarihinden sonra yapılan alt yapı değişiklikleri dikkat çekti, Atık sahası yapılması planlanan Doğu limanının üstündeki alanda birkaç ağacın kesildiği, limandaki barakanın yıkıldığı ve denizin doldurulduğu bununla birlikte Batı limanı tarafındaki kayalıkların da düzleştirilerek yol yapıldığı görüldü.

Akkuyu sahasındaki keşif turunun ardından tekrar öğleden önce dava oturumunun görüldüğü salona dönüldü. 5 Aralık’ta Bilirkişi ve hakim tarafından hazırlanan tutanağın Davacı ve Davalılar tarafından imzalanmasıyla 11 Temmuz’da başlanmış olan Akkuyu Keşfi beş ay sonra 5 Aralık’ta nihayetlenmiş oldu.

Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)