Akkuyu bilirkişi keşfi göstermelik mi?

1 Temmuz Pazartesi günü, Mersin’de kurulması planlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali(NGS) Projesinin iptal davasında gerçekleştirilen bilirkişi keşfi yaklaşık 12 saat sürdü.

Gerek çeşitli sivil toplum örgüt ve insiyatiflerin üyeleri gerekse bireysel çabalarla gelen yurttaşlar Akkuyu NGS üst kapısı önünde saatlerce slogan attı ve kapıyı yumruklayarak eylem yaptı. Normal şartlarda yurttaşların fotoğrafını çekmesi bile yasak olan kapının demir parmaklıkları arasından uzatılan kameralar insanların içeriyi görme isteğinin eyleme dönüşmüş haliydi. Bilirkişilerin ve davacılara ek olarak 4 kişinin daha girişine olanak tanınmasıyla ben de ilk defa Akkuyu NGS sahasını içerden görme ve saha üzerine davaya konu olan şirketin yetkilisi tarafından yapılan “açıklamaları”dinleme fırsatına kavuştum.

Akkuyu NGS’nin demir parmaklıklı giriş kapısının önünden oturumların yapıldığı salona transferimiz bir araçla yapıldı. Bilirkişi keşif turu öncesinde davacılardan temsilcilerin ve avukatlarının bilirkişilere ve izleyicilere bilgi aktardığı oturumlar ise yaklaşık 4 saat sürdü. Bilirkişiler huzurda yemin etmediler, hakim keşif mahalline gelmeden önce Otelde yemin ettiklerini söyledi.

Davacıların Türk Tabipler Birliği (TTB ) Barolar Birliği yerine Türkiye Barolar Birliği (TBB) Ayrıca; Türk mimar mühendis odaları birliği (TMMOB ) Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, EGECEP’in de dahil olduğu toplam 13 sivil toplum örgütünün ve 80 kişinin yer aldığı oturumlarda davalı taraf olan Akkuyu NGS’nin avukatı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan bir temsilcinin yanyana oturdukları ve birbirlerinin söylemlerini sürekli destekledikleri görüldü.

Davalıların, Davacıların beyanlarını izleyen her adımda itirazda bulunması tartışmaları uzattı. Salonda üzerinde durulan konular arasında Akkuyu NGS’nin teşkil edeceği çevre ve ekolojik riskler, ulusal güvenlik konuları,kurulması planlanan santralin yer lisansının verildiği tarihin eski olması, Akkuyu NGS sahasının depremselliği,nükleer santral kurulumu için gereken yasal altyapıdaki eksikliklerle atıkların nasıl muhafaza edileceği gibi konular genel olarak itiraz edilen hususlardı. Bununla birlikte davacılar Akkuyu NGS için ÇED raporunu hazırlayan uzmanların yetkinliğinin de araştırılmasını talep etti. Her bir davacının meramını anlatması için ayrılan sürenin ise yalnızca 5 dakika olması üç bin sayfalık ÇED raporuna getirilen eleştirilerin ve düzeltme taleplerinin doğru ve net bir şekilde aktarılması için bilirkişilere sunum yapılmasını zorlaştırdığı yönünde itirazlara sebep olurken, sunumlar esnasında Çevre Bakanlığının ” Çevre Bakanlığı çevreyi korur, çevreyi korumamak çevreyi kullanmamak mıdır?”sorusu ise gülüşmelere yol açtı.
Saha turunda üç kısım ziyaret edildi

Bilirkişilere yapılan sunumun ardından yemek molası öğleden sonra saat üçte verilebildi. Yemek organizasyonunu Davaya müdahil olan Akkuyu nNGS yaptığı için Davacılar yemeği reddederek dışardan sipariş verirken davalıların yemeğinin geç gelmesine bağlı olarak bilirkişi saha turu da akşam üstü saat beşte başlayabildi.

Saha turunda temel olarak üç kısım ziyaret edildi: işletme aşamasında kullanılacak ve radyoaktif atıkların sevkiyatının yapılacağı Doğu limanı ki bu liman kıyıdan 20-25 metre derinliğe kadar doldurularak oluşturulacak. Bir diğeri soğutma suyu deşarj ünitelerinin yer alacağı Doğu limanı ile reaktörlerin yer alacağı Nükleer Ada kısmı. Nükleer Ada içerisinde 10,5 metre yükseklikte bir tsunami duvarı öngörülürken şalt sahasının da yine bu kısımda oluşturulacak dolgu alan içerisinde kurulması “modellenmiş” olduğu ifade edildi.

Reaktörlerin sürekli soğutumasını sağlayacak olan Soğutma suyu 1.800 metre açıkta 62-63 metre derinlikte deniz tabanına yerleştirilecek çapı 10 metre olan borularla reaktöre taşınacak. 4 reaktörün soğutulması için kullanılacak suyun miktarının 80 metreküp olacağı burada sahayı tanıtan çevre mühendisi tarafından açıklandı. Sürekli çalışması gereken soğutma suyu sisteminin ise devreye girmesinde yaşanabilecek bir aksaklık karşısında ise nükleer santral dışında enerji kaynağı sağlamak üzere devreye girecek ilave bir yedek sistemin öngörülmediği, nükleer santralden elde edilen elektriğin kesilmesi halinde reaktörlerin soğutmasına sadece yedek soğutma suyu pompalarının kullanılarak sağlanmaya çalışılması ise Davacı tarafın uzmanlarından Prof. Dr Hayrettin Kılıç tarafından çok büyük risk olarak değerlendirildi.

Keşifte tutanak krizi de yaşandı. Türkiye Barolar Birliği ile EGEÇEP, Sinop çevre dostları Derneği, Ertuğrul Kürkçü, Melda Onur, Beyza üstün, Sebahat Tuncel, Ali Osman Karababa ve bir grup yurttaşın dosyası ile Yeşiller ve Sol Gelecek partisinin dosyasında davacılar avukatı olan Arif Ali Cangı’nın değerlendirmesine göre bütün gün yapılan keşif sırasında sunulan talepler, itirazlar, savunmalar ve yapılan işlemlerin hiç birisi tutanağa geçirilmedi.

Önceden hazırlanmış, matbu tutanağın imzalanması istendiği için uzun tartışmalar yaşandı, odaların dosyası ile diğer dosyalarda itiraz edilen noktalarda itirazı kayıtla tutanak imzalandı. Avukat Cangı matbu tutanağın yasaya aykırı olduğu itirazıyla, yeniden tutanak yazılması talebinde bulundu. Bu talep reddedilince EGEÇEP ve diğer davacıların dosyası ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi dosyasında matbu tutanak davacı tarafından imzalanmamış oldu. Av.Cangı; “Kısacası keşif de Akkuyu NGS projesi gibi özensiz, pek çok hukuk kuralı ihlali ile yapıldı.Bu mesele sadece davaya havale edilecek bir mesele değil, sürekli gündem yapmak gerekiyor, biz sesimizi yükseltirsek, direnmeye devam edersek, direnişi yaygınlaştırırsak nükleer santrali kuramazlar” şeklinde değerlendirme yaptı .

Sonuç olarak salondaki tartışmalar sırasında takınılan tavır ve tutumlardan saha turunda anlatılanlara nihai olarak tutanak tutulurken yaşananlar Akkuyu NGS için yapılan bilirkişi keşfinin göstermelik yapıldığını düşündürebilecek nitelikte.

Avukat Cangı’nın ifadelerinde yer aldığı gibi Akkuyu ngs yi gündemde tutarak direnişi sürdürmek gerekiyor.

Özel Haber: Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)