Gaziemir'de son durum

Gaziemir radyoaktif atık skandalının yaşandığı bölgede incelemelerde bulunan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi heyeti bizimle izlenimlerini paylaştı. Bulgular arasında bir noktada ölçülen 0,0003 milisivert/saat bulunuyor ki bu Fukuşima felaketinden sonra Japon hükümetinin çocuklar için koyduğu maksimum doz limiti 0.000018 milisivert/saat'in üzerinde. Bölge halkının alanın çocukların oyun alanı olduğunu belirttiğini de düşünürsek ayrıntılı bir sağlık taraması şart. Ancak en rahatsız edici ve en çok endişe yaratan bulgu yine Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun ve hükümetin duruma gösterdiği umursamazlık. İşte YSGP heyetinin izlenimleri;

9 Şubat Cumartesi günü Almanya’dan gelen Radyolog Dr. Alper Öktem ile İzmir’den, Ali Osman Karababa, İbrahim Akın, Aykut Aksakal ile birlikte fabrika binası içinde ve sahasında nükleer atıklar bulunan İzmir Gaziemir’deki Aslan Avcı Kurşun Sanayi fabrikası çevresinde incelemeler yaptı.

Bildiğiniz üzere bu fabrika ile ilgili gazete haberi üzerine İzmir’de Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak bir suç duyurusu ve basın açıklaması yapmıştık. YSGP olarak bu konunun takipçisi olmaya ve halk sağlığı ve çevre üzerine çok ciddi tehlike olan bu nükleer ve tehlikeli atıkların boyutlarını araştırmak üzere  Aslan Avcı Kurşun Sanayi fabrikası çevresinde, Alper Öktem’in Almanya’dan getirdiği gaiger sayacı (Gamma Scout) ile ölçümler yaptık, fabrika arazisi çevresinde yaşayan insanlar ile de sohbet ettik.

Çevrede oturan insanlar, en son bir kaç ay önce fabrika arazisindeki açık alanda bulunan radyoaktif atıkların üzerine yeniden bol miktarda toprak dökülmesine rağmen geçen hafta tekrar gaz çıktığını, toprakta yanma olduğunu görmüşler. Yoğun bir şekilde yağan yağmurun derecikler halinde toprakta kendisine yol açtığını, toprağı sürüklediğini de gözlemledik. Nükleer atıkların üzerine toprak dökerek saklama yönteminin gülünçlüğünü gördük. Bundan sonra daha yoğun ölçümler yaparak, gaz çıkışı sonucu toprağın yanması halinde kamuoyunu bilgilendireceğiz. Bilindiği gibi radyoaktif atıkların beton havuzlarda üzerlerine de beton dökülerek saklanması gerekmektedir. Ancak fabrika sahasında bu atıkların üzerlerine toprak yığılarak sadece görüntü kurtarılmaya çalışılmış radyoaktivite sorunu toprakla çözülmemiştir. Ayrıca bölgede kesif bir sülfürik asit kokusu da son derece belirgin bir şekilde hissedilmektedir.

Konuştuğumuz kişiler bu kokunun geceleri daha yoğun olduğunu ve birçok evde farenjit astım vb solunum yolu rahatsızlıklarının olduğunu ifade ettiler. Bu arada bölge halkıyla ilk teması kurduk.

Kısa zaman öncesine kadar radyoaktif atık dolu alan yolgeçen hanı gibi, çocukların oynadığı, ufak tefek işe yarar bir şeyler aradıkları bir alanmış. Yıllardır radyasyona maruz kalan halkın etkilenip etkilenmediğinin incelenmesi şart. Ayrıca fabrikanın daha iki yıl öncesine kadar faaliyette olduğunu ve çalışanların çoğunun mahkûmlar olduğunu söylediler.

Fabrika işçilerinde ve çevrede yaşayan halkta kanser vakalarında artış olup olmadığının araştırılması imkânlarını tartıştık. Burada ilk olarak temas kurduğumuz insanlar hemen gerektiğinde de kan verebileceklerini söylediler.   Bunun için çalışmalar planlıyoruz.

Gaziemir radyasyon alanı bizi daha meşgul edecek. Bu konudaki çalışmaların Akkuyu vd nükleer santral planlarına karşı mücadeleye katkı yapacağını da düşünüyoruz.

Bir güvenlik görevlisi ile korunan etrafı tel örgü ve dikenli tellerle çevrili fabrika sahasına girmek mümkün olmadı.

Tel örgüler yakınlarında yaptığımız ölçümlerde bir yerde 0,300 mikrosivert/saat tesbit ettik. Onun dışında 0,200 mikrosiverti geçen yerle karşılaşmadık.