Prof. Dr. Hayrettin Kılıç'tan Adana Genç İşadamları Derneği'ne açık mektup

Son 40 yılda nükleer endüstrinin, Kore, Hindistan, Japonya, Çin, Türkiye, gibi ülkelerde devlet görevlileri-politikacılar, köşe yazarları, akademik kuruluşlara, sus-payı dağıttığı yaşanan skandallar neticesinde herkes tarafından biliniyor. Son bir kaç yıldır Türkiye’deki politikacılar ve işadamlarına, Rus nükleer teknolojisini tanıtımı amacı ile Novovonezh nükleer kompleksine düzenlenen görgü-bilgi propaganda gezilerine Adanalı Genç işadamları da Ekim ayında katıldı.

Adana Genç İş Adamları Derneğini yerel gazetelerde verdikleri asılsız, yanıltıcı beyanatlar- propagandalar, bu derneğinde Rosatom’un Türkiye’de dağıtmaya başladığı Sus-Fonundan ilk avanslarını aldıklarını gösteriyor.

Voronezh Şehri’nden 40 kilometre uzaklıkta Voronezh ve Don nehrinin kesiştiği , Ukrayna sınırı yakındaki Novovoronez nükleer kompleksinin kısa geçmişi şöyle; Sovyetler zamanında geliştirilmeye başlanan basınçlı su moderatörlü VVER tipi Rus dizaynı reaktörlerin birincisi olan VVER-210 reaktörü 1964 yılında, ikinci reaktör VVER-365 ise 1969 yılında elektrik üretimine başladı. Bu reaktörlerin birincisi kuruluşundan beri tasarım ve malzeme hatalarından dolayı meydana gelen kazalar (iki büyük kaza; 7 Mayıs 1969 ve 1971 yılı Eylül ayında) sonucu 1998 yılında kapatıldı. İkinci reaktör de ayni sebeplerden dolayı bölge halkının güvenliğini tehdit etiği için 1990 yılında kapatıldı.
Fakat radyoaktif olarak kirlenmiş bu iki reaktörün sökülüp çevreden izole edilmesi gerekirken, son yirmi yılda bu iki reaktördeki borular, kablolar, pompalar ve diğer aksamlar güvenli-söküm yönetmenliklerine uyulmadan Kuzey Kore, Hindistan, Çin ve İran’daki nükleer santral projelerinde veya kara borsada satıldı. Adanalı işadamlarının büyük hayranlıkla bahsettiği bu komplekste hala bu iki reaktör ve soğutma havuzlarındaki binlerce ton atık yakıtlar çevreyi tehdit etmekte. Bu iki reaktörün Batı standartlarında sökülüp çevreden izole edilmesi sürecinin en az 30 yıl olacağı ve bu işlemler sırasında 8150 metreküp sıvı ve 3250 metreküp katı radyoaktif atığın çıkacağı hesaplanıyor.
2012 yılı başı itibari ile Rusya’da, 5 reaktör kapatılmış durumda, 33 nükleer reaktör elektrik enerjisi üretiyor, bu reaktörlerin 18 tanesinin (11 tanesi koruma kabuğu olmayan Çernobil tipi reaktörler), tasarım ömürleri bitiği halde hala çalıştırılıyor. Bu 33 reaktörün ancak üçte birinde Batı standartlarına uygun koruma kabuğu var ve son 40-50 yılda bu santralardan ve nükleer yakıt üretiminden çıkan yarım milyar ton atık yakıt ve radyoaktif malzeme bu santraların yakınındaki havuz veya göletlerde tutuluyor. Uranyum madeninin çıkarılmasından yakıt üretimi süresince meydana gelen toksik ve radyoaktif atıklar, Kazakistan’dan Almanya’ya uzanan milyarlarca kilometre karelik alanlara serpilmiş durumda.
2010 yılında Rusya Federasyonu nükleer güvenlik kurumu olan Rosenergoatom Rusya’da kapatılan reaktörün çevreden izole edilmesi yönetmenliğini çıkardı. Fakat şu anda bu yönetmenliğin uygulanması için Rusya’da ne nihai-izole mekânı ne de bu işlevler için yeterli fon mevcut değil. Akkuyu'da 20 milyar ABD doları yatırım yapan Rus hükûmeti ne yazık ki kendi halkının güvenliği tehdit eden 33 tane reaktörün nihai sokum-izole işlemleri için henüz bir kuruş harcamamıştır.
Adana ve Mersin’deki sanayici ve işadamlarının Novovorezh ve diğer nükleer projelerde Rus Devleti’ni zarara sokan Rosatomun yan şirketleri hakkında devam eden soruşturmalar ışığında, aşağıdaki gerçekleri okumalarını ümit ederiz.
Şu anda Novovorenz’ de yapımı devam eden iki reaktörün anahtar teslim yüklenici şirketi Moskova merkezli AtomEnergoProekt. Akkuyu'da kurulacak reaktörlerle dizaynı aynı olan iki tane VVER-1200 reaktörün toplam kurulu gücü 2136 MW ve anahtar teslim ihale miktarı Rosatom verilerine göre 5 milyar ABD dolar. Yani tansı 2.5 milyar dolar. Bu şirketin dış piyasa bileşeni Atomstroyexport, Akkuyu'da aynı malzeme, teknoloji ve eleman kullanarak kuracağı reaktörlerin Türkiye’deki maliyeti ise tanesi 5 milyar dolar. Tam iki misli. Bu şirketin yüzde 51 hissesi Rosatom ve yüzde 49 hissesi Gazprombank devlet bankasına ait. Sonuçta Rusya’da maliyeti 2012 fiyatlarına göre en fazla 12 milyar dolara mal olacak Akkuyu gücündeki bir santral projesinden, Rosatom ve Rus bilesen şirketleri 20 milyar ABD doları olan Akkuyu projesinden açıktan 8 milyar kar edecekler.
Bu Novovorenz projesinde 2009 yılından beri iş yapan diğer şirketler şöyle; Atomstroyexport, Energospetsmontazh, ve bunların Rosatom ile olan finans akışını kontrol eden , Co Ltd ‘Pipe-2000” ve Promstandart paravana şirketleri var. Bu şirketlerin başında bulunan Vladamir Generalov, ve Alexander Kogtev ve kardeşi Konstantin Kogtev üçlüsü arasında kurulan ekipman ,malzeme, naylon fatura, kullanarak, Volgadans ve Novovorenzh nükleer santral inşaatlarında Rus devletini zarara soktukları için haklarında hukuki işlemler devam etmektedir.
Bu yaşanan usulsüzlükleri örtmek amacı ile 2009 yılının sonunda Vorozneh bölgesi yerel sanayici ve işadamlarının itirazlarına rağmen bu projeye Rosatom tarafından tepeden indirilen United Energy Construction Corperation (UECC) da katıldı. Fakat son iki yıldır bu şirketin nükleer güvenlik standartlarına uymayan orijinleri - sertifikaları bilinmeyen malzeme ve ekipman kullandıkları tespit edildi. Bu şirketin beton-çimento üretiminden sorumlu direktörü de malzemeden çaldığı için şu anda kaçak ve de aranmaktadır.
Ziyaret etikleri Novovoronezh santralinin projesinin başlandığından beri bu projede iş yapan Rus firmalarının, Rosatom görevlilerine rüşvet-naylon-fatura vererek kullanılan malzeme, ekipmanlarda yaptıkları çalıntıların ortaya çıkması ile Rus devletini zarara soktukları için son iki senede 20 tane yüksek görevli Rosatom görevlisini isten atıldığı ve bazılarının tutuklandığını biliyor musunuz?
Son 10 yılda, Hindistan, Bulgaristan, İran ve Rusya’da kurulan Rus nükleer reaktörlerine ana kazan çelik aksam-parçaları ve buhar üreten ikincil soğutma sistemlerini üreten- yapan ve Rosatomun sahibi olduğu Zio-Podolsk şirketinin genel direktörü Sergei Shutov , Ukrayna’dan aldığı ucuz-kalitesiz çelik malzeme kullandığı ve naylon faturalara para kaçırdığı için tutuklanmıştır. Yine bu şirkete bağlı ve çelik malzeme-boru ticareti yapan Atom-Industria şirketinin direktörü de su anda kacak olarak aranmaktadır. 
2011 Ekim ayında Rus Federasyonu Başkanı olan Medvedev'e verilen Rus reaktörlerinin stres testi raporunda bu malzemelerin kullanıldığı reaktörlerde her an malzeme iflasından dolayı ciddi kazaların olması çok yüksektir diye belirtilmiştir. (bakiniz; Başbakan Tayyip Erdoğan’a gönderilen açık mektup-rapor)
Sayın Adanalı Genç İşadamları Derneği’ne nükleer enerji santraları hakkında ufuklarının açılması ümidi ile şu gerçekleri de hatırlatmak isteriz. Nükleer endüstrinin verilerine göre 1000 MW gücünde APR-1000 EDR tipi basınçlı- su reaktörünün inşaatı sırasında kullanılan ana malzeme envanteri şöyle; 351.000 metreküp yani yaklaşık 1 milyon ton, nötron bombardımanına dayanıklı, özel çimento 46.000 ton demir çubuk, 25.000 çelik malzeme, 8.000 metre büyük çaplı boru, 13.000 küçük çaplı boru, 67.000 metre kablo, 370.000 metre kablo borusu, ve elektrik-elektronik kontrol sistemleri.
Dört reaktörün çalışacağı Akkuyu santralinin toplam 4800 MW gücünde olduğu için yukarıdaki envanterin beş misli daha fazlası kullanılacaktır. Yani sadece reaktör binalarında kullanılacak özel çimentonun miktarı 4 milyon ton. Türkiye Çimento Müstahsiller Birliği (TCMB) verilerine göre 2011 yılında Türkiye’de 63 milyon ton normal inşaat çimentosu üretilmiş, bu miktarın 52 milyon tonu iç piyasada tüketilmiş, ve 11 milyon tonu ihraç edilmiş.
Türkiye genelinde ve bilhassa Adana ve Mersin yöresindeki çimento sanayisinin böyle bir özel çimento üretme kapasitesi var mı? Eğer varsa bu özel çimento-betonunu üretmek için mevcut çimento fabrikalarında gerekli teknolojik revizyonların yapılması ne kadar zaman ve finans gerektirir biliniyor mu?
Rus devletinin hazinesinden finans edilen Akkuyu projesinde, kendi şirketleri ve sanayicilerin gelişmesinden sorumlu Rus hükûmetinin yukarıda sıraladığımız malzeme-ekipman- çimento- beton projesini kendi şirketlerinden alıp neden nükleer sanayide deneyimi olmayan ve daha pahalıya mal olacak Adanalı şirketlerde versin. Eğer Türkiye ile Rusya arasında yapılan nükleer teknoloji transferi anlaşmasını dikkatli okurlarsa Rusların bu projede Türk firmalarına hiç bir şekilde is-alt proje verme mecburiyet ve kayıtlarının olmadığını göreceklerdir.
Örneğin Türkiye devletinin hazinesinden finansmanlı bir Irak projesinde Türk hükûmetinin Iraklı şirketlere bu projenin yüzde ellisini vermesi Türk sanayisi veya Adanalı işadamları tarafından kabul edilebilir mi?
Bir reaktör binası inşaatında taban-tabladan binanın tepesine kadar, nötron bombardımanına ve kaza sırasında meydan gelen yüksek radyoaktif gazların basınçlarına dayanıklı beton üretme teknolojisi hala gelişme safhasındadır. Örneğin Finlandiya’da yapımı hala devam eden Olkiluato santralin temel ve taban- tablasında kullanılan beton yanlış bileşenli olduğu için tekrar sökülmüş ve bu projenin maliyetini en az yarım milyar dolar artırmıştır. Rusya’da Leningrad santrali inşaatı sırasında yine eksik çimento-demir malzeme kullanıldığı için reaktör binasının tavanının çöktüğünü, ziyaret etikleri Novovonrezh santralinin ikinci ünitesinin temelinde çatlaklar tespit edildiğini hatırlatmak lazım Adanalı işadamlarına.
Adanalı işadamları bu santral inşaatında en az 3 bin kişinin çalıştığını söylüyorlar, bu isçilerin hangi ülkelerden geldiğini biliyorlar mı, sağlık ve iş kazası sigortaları var mı, hangi sosyal şartlarda yasadıklarını çalıştıklarını gördüler mi?
Don Nehri'nde balık tutulduğu soyluyorlar, fakat Voronezh bölgesinde (Center for the Ecological Adversity Counteraction) kurumunda görevli tıp doktoru Sergey Popov hazırladığı raporlarda; Don nehri boyunca kurulu binlerce irili ufaklı maden, metal, çimento sanayisinin atıkları olan arsenik, cıva, kurusun, kombiyum gibi ağır metaller, toksik kimyasal maddeler ve radyoaktif izotoplar bu nehirde balık ticaretinin bitirdiğini gösteriyor.
Adanalı Genç Is Adamları Derneğine son olarak sunu hatırlatmak isteriz, Rosatom ve Türkiye’deki işbirlikçileri sizleri Sus-Payı ile veya sizlerde bu projede para kazanacaksınız diye kandırabilirler, fakat nükleer enerjinin ekonomik, ekolojik ve geo-politik gerçeklerini bilen biz yurtseverleri kandıramazlar. Rosatom ve bileşenlerinin Akkuyu santral projesinde Adana, Mersin bölgesindeki sanayicilerin ve Türk halkının elektrik faturalarına eklenecek bu haksız kazancın katalizörü olmadan lütfen önce yenilebilir milli enerji varlıklarımızı, kaynaklarımıza yatırım yapmaları ve gelecek kuşakları ekonomik, politik ve ekolojik ipotek altına alacak nükleer maceradan vazgeçmesini dileriz.