TAEK'in açıklaması tam bir cahil beyanı

Dünyaca ünlü nükleer bilimci Prof. Dr. Tolga Yarman İzmir'deki tehlikeli atıklar için konuştu. Pek çok bilim insanı suskun kalırken Gaziemir'deki kurşun fabrikasının radyasyonlu atıklarını yorumlayan Okan Üniversitesi'nin nükleer bilimler konusunda dünyaca ünlü öğretim üyesi Prof. Dr. Tolga Yarman, TAEK'in açıklaması için “Tam anlamıyla, bir cahil beyanı” dedi. Gaziemir’de 1940’lardan beri kurşun üretimi yapan Aslan Avcı Döküm Sanayi adlı fabrika atıklarını onlarca yıl bertaraf etmek yerine gömdü. 2007’de bu atıklarında radyoaktivite olduğunu belirleyen Türkiye’nin radyasyon konusundaki en üst düzey yetkili kurumu Başbakanlık’a bağlı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), çarşamba günü fabrikada yarım saatlik yaptığı inceleme sonunda açıklamasında, “Ölçülen radyasyon seviyeleri çevrede yaşayan halkın sağlığı için tehdit oluşturmamaktadır” dedi. Açıklama kimseyi tatmin etmedi. Pek çok bilim insanı suskun kalırken sorularımızı yanıtlayan Okan Üniversitesi'nin nükleer bilimler konusunda dünyaca ünlü öğretim üyesi Prof. Dr. Tolga Yarman, TAEK'in açıklamasını “Tam anlamıyla, bir cahil beyanı” şekilnde yorumladı.  

SAVCILARI VE MİT'İ İLGİLENDİRİYOR

Alanda yarım saatlik bir gezintiyle raporlamanın sağlıksızlığı üzerinde duran Yayman, öncelikle atıkların tesbit edilmesi gerektiğini, “Nerede ne kadar tam ne var, bir anlamda "nükleer bir arkeoloji" çalışması, kazı, yapılması gerekiyor. Nükleer atık olduğuna dair kuşku duymuyorum. Sonra, bu alanın karantinaya alinmasi gerek. En son da, atıkları buradan alıp neresi olacaksa artık, oraya taşımak ve dikkatli biçimde gömmek gerekiyor. Beni en çok düşündüren, söz konusu radyoaktif malzemenin oraya nasıl geldiği. İçeriden olamaz. Dolayısıyla dışarıdan gelmiş... İz sürmek gerekiyor. Görev, içeride cumuriyet savcılarını ilgilendirdiği kadar, diş boyutu itibariyle, Milli İstihbarat Teşkilatımızı ilgilendiriyor” dedi. Kurum yetkililerinin beyanlarına çok üzüldüğünü bu beyana hoca olarak boş kağıda dahi '0' değil '1' vermek gibi bir huyu olmasına rağmen '10' üzerinden '0' verdiğini belirten Prof. Dr. Yarman, “Hiç '0' vermedim diyemem. Kağıtta olan beyanın konuyla alakası yoksa ibret-ul âlem için, evet '0' veririm” dedi.   

PİMİ ÇEKİLMİŞ BOMBA GİBİ

Prof. Dr. Yarman fabrikanın imal ettiği ürünlere radyoaktivitenin bulaşmamış olabileceğine ihtimal veremediğini dile getirdi. “Bu durumda, bu ürünlerin de takip altına alınması zorunluluğu bulunuyor” diyen Yarman, “TAEK durumu resmi raporlarla ve yıllar öncesinden bilmesine ve bildirmesine karşın, işaret ettiğim gereklerin tetiğini çekmemiş olmasına afallıyorum. Bir defa, bu malzeme yurt dışından bize, üstelik İzmir'in göbeğine kadar gelmişse, kimbilir başka yerlerde, nerelerden gelmiş neler var? Fabrika'nın ürünleri etrafta, pimi çekilmiş saatli bomba gibi dolaşıyor. Fabrika çevresinde çoluk çocuk oynamakta. Ne diyeyim: Allah korusun!” şeklinde konuştu.

AŞAĞIDA NE VAR

TAEK'ten 3 uzmanın geçtiğimiz çarşamba alanda yaptığı 30 dakikalık incelemeden bir gün sonra açıkladığı raporda yer alan cümleleri satır satır yorumlayan Prof. Dr. Yarman, raporda yer alan 'Ölçülen radyasyon seviyeleri çevrede yaşayan halkın sağlığı için tehdit oluşturmamaktadır' cümlesi için “Bu çok sathi bir beyan. Asağıda ne var, bunu bilmek isteriz. Muhakkak bir sey var ki, yukarıdan ölçülen radyasyon, civardaki olağan radyasyondan iki üç kat daha fazla çıkıyor. İkincisi, aşağıdan, yer altı sularıyla, hangi radyoaktivite nerelere sürükleniyor, çevreyi nasıl tehdit ediyor? Bu araştırılmadan savsaklanacak bir soru değildir. Ayrıca, söz konusu mevkinin yanı başından geçen bir dereden bahsediliyor, dere suyunda radyasyon ölçümü yapmak atla deve değil ki. Emin olmak için muhakkak yapacaksınız. Yapmadan beyanda bulunmaya hakkınız yoktur. Şu da var tabii, bugün olmaz, yarın sızar, dere suyuna karışır... Kazıp, otopsi yapacaksınız, anlayıp, ya teskin olacaksınız, ya da gereğini yapacaksınız” dedi.

ÇOCUKLARA MASAL SÖYLÜYORSUN

TAEK'in raporunda yer alan “daha önceki yıllarda yapılan ölçüm ve analizlerle teyit edildiği şekilde, radyoaktivite bulaşmış cüruf atıklarından radyoaktivitenin çevresel ortamlara yayılması olası görülmemektedir” tespitine de “Bu nasıl beyan böyle?” diye tepki gösteren Prof. Yarman, “Demek radioaktivite vardı ve sen bunu ölçtün, biliyorsun, peki buraya nereden gelmiş? İz sürdün mü? Aklina bile gelmemiş. Hayrete düşmemek mümkün değil. Ayrıca aşağıda ne var, onu da tam bilmiyorsun, o zaman cocuklara masal söylüyorsun. Ya fabrika ürünleri, onların etrafta saatli bomba gibi dolastiğını da mı aklına getirmiyorsun?” diye konuştu.

GÖZ GÖRE GÖRE GETİRİLMİŞ

Rapordaki “hurda malzemelerin eritilerek mamul madde üretimi sürecinde radyoaktif maddeler atıklarda kalmış olup...” cümlesine “Bu tam anlamıyla, bir cahil beyanıdır” diyen Prof. Dr. Yarman, “...tesiste geçmişte üretilmiş olan kurşun mamullerde radyoaktivite bulunmadığı da ayrıca yapılan ölçümlerle tespit edilmiştir”cümlesi için de şunları söyledi: “İlgili kurum yetkilileri burada yakayı fena halde kaptırmaktadır. Eğer kurşunda radyoaktivite yoksa, bu şu demektir: Birileri Türkiye'ye kurşun muhafaza altında, yanmış nükleer yakıt elemanı getirmiştir, kurşunu eritmiştir, akü yapımında kullanmıştır. Geri kalanı atmıştır. Geriye kalan nedir? Nükleer reaktörden çıkan, yüksek derecede radyoaktif, yanmış yakıt elemanı. Kurşun muhafaza altında örneğin kullanım süresini doldurmuş Kobalt-60 izotopu da olabilirdi, ama atıklarda Europium-152 tesbit edilmiştir ki, Europium-152 atom çekirdeği ancak yanmış nükleer yakıt elemanlarında bulunur. Demek ki, Türkiye'ye, göz göre göre yanmış nükleer reaktör elemanları getirilmiş ve burada ticarî faaliyet adına, cahilâne ve feci biçimde işleme tabi tutulmuştur.”

CİDDİ CÜRÜM İŞLENMİŞTİR

Prof. Dr. Tolga Yarman çarpıcı tespitlerini şu cümlelerle aktardı: “Söz konusu işlemleri yapmış olan işçilerin hayatları keşke yanılsam ama kararmış olacaktır. Söz konusu tesbitleri yapmış fakat bunun dışında hiç bir şey yapmamış resmî kurum yetkililerimiz ciddi olarak cürüm islemişlerdir. En iyi ihtimalle cehaletle, ağır ihmal cürmü işlemişlerdir. Buradan cumhuriyet başsavcılarımızı ve Milli İstihbarat Teskilatımızı aciliyetle göreve davet ediyorum. İlgili kurum yetkilileri hala bu söylediklerimden habersiz görünmektedir. Suyuna tirit sözde öğütle, elini yıkayıp, dönüp gitmek istemektedirler. Burada açık bir görev ihmali, kötüsü idraksizliği bulunmaktadır.

BU AÇIKLAMAYA HADLERİ YOK

Yarman, TAEK'in raporundaki “haberlerde yer alan toprağın yanması, dumanların yükselmesi, bitkilerin kuruması, hayvanların ölmesi, çevrede yaşayanların nefes darlığı, öksürük, astım ve bronşit şikayetleri, havanın tuz ruhu gibi kokması ve benzeri hususların radyasyon ile ilişkisi bulunmayıp..” cümlesi için de “Bu beyana kurum yetkilisinin hiç haddi yoktur. Radyasyon enerji demektir. Asağıda açığa çıkan enerji pek cok kimyasal tezahurun tetikleyicisi pek ala olabilir” dedi.

TAEK'İN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALARI

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), geçtiğimiz çarşamba günü Gaziemir'deki kurşun fabrikasında yaptığı 30 dakikalık inceleme sonunda “Ölçülen radyasyon seviyeleri çevrede yaşayan halkın sağlığı için tehdit oluşturmamaktadır” dedi. TAEK'in 2010 yılında fabrikada yaptığı incelemede ise “Radyoaktif kirlilik var” dediği, fabrikaya Ekim 2010’da da giderek ölçümler yaptığı ortaya çıktı. TAEK, 29 Eylül- 01 Ekim 2010 tarihleri arasında fabrikada radyoaktif bulaşmaya maruz kalmış malzemelere tekrar rastladığını raporladı. Valilik ve Çevre Bakanlığı’na gönderilen TAEK’in yeni başkanı Zafer Alper imzalı raporda şu ifadeler dikkat çekti: “Söz konusu firmada insan ve çevre sağlığını tehdit edebilecek, nereden geldiği belirlenemeyen ve sürekliliğini koruyan bir radyoaktif kirlenmenin olduğu anlaşılmaktadır.”

TAEK o dönemde fabrikada 3 gün süren incelemeyi şu ifadelerle ilgili kurumlara anlatmıştı: “Radyoaktivite tespit edilen numunelerin analizleri sonucunda, radyoaktiviteye sebep olan malzemelerin ‘Europium 152’ (Eu-152) radyoaktif kaynağı olduğu tespit edilmiştir.” Söz konusu madde, nükleer atık çubuklarından bulaşan ve Türkiye’ye girişi yasak bir madde.

TAEK, 3 Kasım 2012’de valiliğe ve bakanlığa gönderilen bir yazı ile de ‘ortak çalışma’ talep etti:

“Söz konusu durumun çözümü ilgili kurum ve kuruluşların ortak çalışmasını gerektirmektedir.... Kurumumuz ve Çevre Bakanlığı’nın görüşleri alınmadan firmaya ait tesis sahalarının ve saha üzerindeki yapıların hiçbir suretle başka bir gerçek ya da tüzel kişiye kiralanmaması, satılmaması ve devredilmemesi gerekmekte olup konu hakkında ilgili birimlerin ve firmasının uyarılması gereğini arz ederim..”

MECLİS'E 'YERİNDE İNCELEME' TALEBİ VERİLDİ

Gaziemir'de şehrin göbeğindeki kurşun fabrikasında ortaya çıkan çevre felaketi Meclis gündemine de taşındı. CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü üyesi olduğu TBMM Çevre Komisyonu’na “yerinde inceleme” yapmak için dilekçe verdi. Köprülü, konuyla ilgili Meclis araştırması açılmasını da istedi. Köprülü, TBMM Çevre Komisyonu Başkanlığı’na dilekçe vererek, fabrika alanının incelenmesini istedi. Köprülü dilekçesinde “Yaşanan skandalı yerinde incelemek üzere, komisyonumuzun görevlendirilmesi konusunda gerekli iznin verilmesi için gereğini saygılarımla arz ederim” ifadesini kullandı. Köprülü’nün girişimi bununla da sınırlı kalmadı. Meclis Başkanlığı’na Araştırma Komisyonu kurulması için önerge verdi. Köprülü, Meclis araştırma önergesinin gerekçesinde, zehirli atıkların yıllardır yerleşim alanlarının ortasına gömüldüğünü ve bunun bilinmesine rağmen hiçbir işlemin yapılmadığını söyleyerek tehlikenin ciddi boyutlara ulaştığını ifade etti.

 

Haber: Figen Bican

Kaynak: Gazete Dokuz Eylül