2011 yılında Japonya’nın doğusunda Tohoku bölgesinde meydana gelen deprem ve tsunaminin tetiklemesiyle başlayan, bugün de devam eden Fukuşima Nükleer Felaketi siyasetçilerin onu gündem dışı tutma çabasına karşın yıllara konuşulacak. Herşeyin “kontrol altında olduğu” yalanları mı dersiniz, “radyasyon tehlikesi bitti, evinize dönebilirsiniz” çağrıları mı? Yoksa meseleyi 2020 Tokyo Olimpiyat oyunlarının şaşasına sarmak mı?…Yazılarımızda Fukuşima ile ilgili güncellemeleri paylaşırken aynı zamanda Japonya’daki siyasi iktidarın tavrına dair bir perspektif de çizmeye çalışıyoruz ki bunlardan biri de gerçekleri hasır altı etme halleri! Zira hükümet hak arayışlarını durdurmak ve nükleer endüstrinin önünü açık tutmak çabasıyla yasaklama ve baskı yöntemine ziyadesiyle başvurmakta. Hatta bu niyetle 2013 itibariyle sağlık çalışanlarının Fukuşima’da yaşanacak sağlık sorunlarını resmi kanallardan paylaşmasına para cezası ve tutuklama gibi engeller getirdi. Fakat kamuoyunun bilgi sahibi olmasını ilkesel olarak önemseyen çalışanlar sayesinde bilgiler sosyal medya ve alternatif kanallardan anonim olarak paylaşılmaya çalışılıyor.
Değerli Nükleer Karşıtları ve Basın Mensuplarına ,
Son derece acılı olaylar yaşadığımız günlerdeyiz. Her ne kadar günlük hayatımıza devam etsek de, her gün her an yeni bir hadiseyle sarsılıp üzüntü içinde kalıyoruz. Hal böyle olsa da, ülkemizde nükleer santrallerin kurulmasının planlandığını unutmamalıyız. Ülkemizin barış anlayışının da soru işaretleri uyandırdığı bir dönemde nükleer santrallerin kurulmasının planlanıyor oluşu bu soru işaretlerinin sayısını artırmaktadır. Bizler Çernobil’i tecrübe eden, Fukushima’yı dışarıdan izleyenler olarak nükleer santrallere karşıyken şimdi bir de nükleer santrallerin kurulmasının barış sürecine köstek olması ihtimalini düşünmeli ve gündemden hiç de ayrı olmayarak bir kez daha Nükleer Santrallere Hayır demeliyiz!
Mart 2014 Fukushima’nın yıl dönümünde tecrübelerini anlatması için davet ettiğimiz, İstanbul, Sinop ve İzmir’de Fukushima’yı anlatan Fukushima Tanığı Serbest Gazeteci Yazar Toshiya Morita’nın da sunumunun sonunda kullandığı slogan: “Power to the people ! Güç ve yetki insanlara !” düşüncesinden yola çıktık. Nükleersiz.org ve Yeşil Düşünce Derneği olarak nükleer santralleri insan gücüyle ülkemize sokmayacağımızın sembolü olması için bu farkındalık projesine imza attık.Bu proje ile amatör kürekçi Hüseyin Ürkmez Hopa’dan İstanbul’a 1500 km’yi 3,5 m’lik sandalıyla motorsuz ve yelkensiz olarak kürekle geçiyor. Yaklaşık 3 ay süren proje 2 Kasım Pazar günü Hüseyin Ürkmez’in sandalıyla İstanbul/Ortaköy’e varmasıyla nihayetlenecek.
Amacımız 1986’daki Çernobil faciasını tecrübe etmiş Karadeniz’de hafızaları biraz canlandırmak, nükleer santrallerin nasıl hayatımızın kanseri olacağını, bir kaza halinde hayatımızı bitireceğini anlatmak. Proje süresince sözümüz dilimiz olan Hüseyin Ürkmez arkadaşımız bu amacımızı kıyı kıyı geçtiği her yerde köylülere, balıkçılara, çocuklara, geçtiği il ve ilçe merkezlerinde ekteki basın açıklamamızı okuyarak, insanların evlerinde nükleer santraller hakkında konuşmasını sağlayarak gerçekleştirdi.
Bu süreç, özellikle Giresun, Sinop, Gerze’de belediye başkanlarının ilgi göstermesiyle, Samsun Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO), Sinop Nükleer Karşıtı Platformu’nun, Karadeniz Çevre Platformu’nun ve üyelerinin basın açıklaması gibi organizasyonların gerçekleştirilmesinde verdiği destekle bayrak yarışındaki gibi uyumlu ve sorunsuz bir şekilde medya ile de paylaşılarak yaşandı. Hüseyin Ürkmez’in tüm yolculuğu 3-5 günlük kesitler halinde tüm detaylarıyla projenin basın sponsoru olan Yeşil Gazete’de yazıldı, internetten herkesle paylaşıldı ve Türkiye tarafından kabul gördü, kucaklandı. Gösterilen bu dayanışma nükleer karşıtlığımızın birlik bütünlüğü açısından ayrı bir öneme sahiptir.
Şimdi bayrak yarışında sıra İstanbul’a gelmiştir. Zaman nükleer santrallere hayır derken, Karadeniz’de gösterilen bu birlik ve bütünlüğü İstanbul’da gösterme zamanıdır. 2 Kasım günü saat 13.00’te sizleri bayraklarınızla, döviz ve pankartlarınızla Ortaköy İskelesi’ne bekliyoruz. Gelin hep birlikte renkli ve çok sesli olarak bu mücadeleyi büyütelim “Nükleer santrallere hayır! Ülkemizde nükleer santral istemiyoruz!” diye haykıralım.
2 Kasım Pazar saat 13:00, güzel bir hava, başımızda güneş, yüreğimizde ışık. Ortaköy’de Hüseyin Ürkmez’i bekliyoruz. Her zamanki gibi denizden gelecek … Hüseyin’i alkışlarla karşılıyoruz. Az yol gelmedi hani, dile kolay, neredeyse 1.500 km kürek çekerek 3 ayın sonunda varıyor Ortaköy’e. Hedef 2 aydı,demek evdeki hesap Karadeniz’de tutmuyor. Aslında son yazımda belirttiğim gibi Hüseyin 3 gün öncesinde turunu tamamladı; 3,5 m’lik sandalıyla akıntıya karşı hava ve deniz koşulları elverdikçe yol alabilen Hüseyin, temkini ve proje bitene kadar denizde olma olasılığının verdiği sorumluluğu hiç bırakmadı.
Kıyı kıyı kürek çekerek ilerledik, amacımız Çernobil’i yaşamış hafızaları biraz canlandırmak, kamuoyunda farkındalık yaratmaktı . Karadeniz’in doğusunda Hopa’dan başlayarak batıya doğru bir hareketlenmenin başladığına Yeşil Gazete köşelerinden sizler de şahit oldunuz.
Yazılarımdan birinde bahsettiğim gibi Hüseyin Karadenizli’nin gündelik konuşmasına girdi, kahvaltı sofralarında, kahvehanelerde, akşam muhabbetlerinde konu oldu, gazeteyi açtıklarında Hüseyin yine karşılarındaydı, Belediye Başkanları bile onu ya makamlarında ağırladı ya da bizzat denizden gelişinde karşıladı; mesela bu sayede Giresun Belediye Başkan Vekilinin de nükleer santral istemediğini, yenilenebilir enerjilerden yana olduğunu öğrendik, siz de okudunuz. Şu bir gerçek ki yerel basın ulusal basından çok farklı olarak Hüseyin’e ilgi gösterdi ama biz bu durumu oradaki sivil toplum örgütlerinin, çevre derneklerinin, baskı gruplarının varlığına, dahası ağırlığını koymasına borçlu olduğumuzu da biliyoruz .
Son yazı vesilesiyle Hopa -Artvin-Trabzon-Rize-Giresun-Ordu-Fatsa -Samsun-Gerze –Sinop-Kastamonu-Amasra- Zonguldak’a bu bayrak yarışındaki emekleri için ilgili her yazımda arz ettiğim gibi yineliyorum; Teşekkürler!
Hüseyin Ortaköy İskelesi’ne sandalını bağlayıp yanımıza geldikten sonra karşılama etkinliği Karadeniz’in hemen her il/ilçesinde hitabette sadece isim değişikliği yapılan ancak içerikte aynı olan tek basın açıklamasının okunmasıyla başladı (Basın açıklamasından buradan ulaşabilirsiniz).
Basın açıklamasından sonra Hüseyin’e gelen birkaç sorudan biri neden kas gücüyle,fiziksel güce vurgu yaparak bu mesajı vermek istediğimizdi, aslında bu sorunun cevabı basın açıklamasının içinde yer alsa da ben Nukleersiz.org & Yeşil Düşünce Derneği adına iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Her ne kadar ana sebep bir insanın kendi fiziksel gücüyle “zor”u başarması üzerinden akıntıya kürek çekmek kadar zor olan iktidar hesaplarına sembolik tepki göstermekse de, bir diğer sebep sıradışı bir eylemle dikkatlerin çekilebileceğini, şekil itibarıyla da etkili olunabileceğini düşünmemizdi.
Teneke Trampet ile ortam şenlendi
Basın açıklamasından sonra Yeşil Düşünce Derneği tarafından nükleer santrallerin Akdeniz’de yaratacağı olumsuz etkilere dikkat çekilerek 6 Kasım tarihinde gerçekleştirilecek panelin duyurusu yapıldı. Panelin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz, izleyici olarak katılabilirsiniz.
Tüm açıklamalardan sonra söz yerini müziğe bıraktı ve Teneke Trampet bize şarkılarını teknolojiden arınmış canlı canlı olarak seslendirdi . Eylemin “Nükleer santral istemiyoruz, güneş, rüzgâr bize yeter” nidalalarından geleceğe dair umut bağlayan bir çift evlenmeye karar verdi; bize de düşen, çifte “nükleersiz bir gelecek” dilemek oldu. Nükleerli bir gelecek olur mu ki zaten? Fukushima’ya, Çernobil’e bakmak yetmez mi? Hele ki ülkemizde sadece bu yıl içerisinde denetimlerin doğru ve tarafsız yapılmaması neticesinde Soma’da 301 işçimiz, Ermenek’te de 6 ay sonra 18 işçimiz (resmi rakamlarla) can vermişken… hiç denenmemiş son derece riskli, geleceğimizi bile ipotek altına alan teknolojilerin ülkemizde hem de başka ülkelere zimmetleyerek kurmak reva mı? Kaldı ki süreçlerini disiplin içinde yöneten Japonların bile “maymun da ağaçtan düşer”atasözüyle açıklanabilecek daha 3,5 yıl öncesinin Fukuşima müsibeti bin nasihattan öteyken …
Etkinlik, Hüseyin’i annesiyle karşılamaya gelmiş olan küçük bir kız çocuğunun, Nazım Hikmet’in Hiroşima’ya atılan atom bombasından ölen çocuk için yazdığı pek çok dilde tercümesi bulunan Kız Çocuğu adlı şiirinden bir dörtlük okumasının ardından Nükleersiz.org ve Yeşil Düşünce Derneği olarak Hüseyin’e çiçekli teşekkürlerimizle son buldu .
Biz bir taş attık. Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değdi mi, bilemiyorum. Aslında kurbağa ürktü mü, onu da bilemiyorum. Tek bildiğim, taşın yere çarpınca ses çıkardığı… sanki daha çok taş atmalı!
Emeği geçen herkese teşekkürler !
Nükleersiz Türkiye için Kürekle Karadeniz Kampanyası için Yeşil Gazete’deki yazıalr için 2014 yılını seçerek ilgili yazıları tıklayınız https://pinardemircann.blogspot.com/2014/