Nükleer Karşıtı Hareket

Türkiye’de Sinop’a kurulacak olan nükleer santralin Japon-Fransız konsorsiyumunda gerçekleştirilmesi planlanırken, Fransa’nın dünyaca meşhur Sortir du Nuclaire adlı antinükleer dergi Türkiye’de nükleer santraller konusunu işledi. Yeşil Gazete nükleer haberleri editörümüz ve aynı zamanda Nükleersiz.org proje koordinatörü Pınar Demircan Fransızlar, hükümetlerinin Türkiye’deki planlarına “Fransız kalmasın” diye yazdı. Sortir du Nuclaire’in sonbahar sayısı için Kasım ayında yayınlanan yazının Türkçesi’ni sizlerle paylaşıyoruz .

Türkiye’de Nükleer Karşıtı Hareket ve Politik Mücadele

Devamını Oku

Nükleersiz Türkiye için Kürekle Karadeniz Kampanyası (başlıyor)

Hüseyin Ürkmez’in nükleersiz bir Türkiye için kürekle bin 500 kilometre uzunluğundaki Karadeniz’i geçeceği eylem için dün (3 Ağustos Pazar) sandalını denize indirdi. Ürkmez, 10 Ağustos pazar günü gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Hopa’ya geri dönecek ve 13 Ağustos itibarıyla yola çıkacak.

Nükleersiz.org ve Yeşil Düşünce’nin girişimiyle gerçekleşen kampanya için Ürkmez Hopa’da bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasında “Ben Hüseyin Ürkmez , ülkemizde nükleer santral kurulmasına insan gücüyle karşı çıkabileceğimiz düşüncesinin temsilcisi olarak 1500 km’lik kürek yolculuğuma Hopa’dan başlıyorum, sizler de karabasan gibi Karadeniz’in, Akdeniz’in üzerine çökmeye hazır radyasyon yüklü bulutları dağıtmak zorundasınız !” ifadeleri kullanıldı.

Proje, eylül ayının sonunda İstanbul-Ortaköy’de yine basın açıklamasıyla nihayetlenecek.

Basın açıklamasının tamamı şöyle:

“Ülkemizde 1996 yılından beri nükleer santral kurma girişimlerinde bulunulmaktadır. En son 13 Ocak 2010 tarihinde Ruslarla Mersin’de , 3 Mayıs 2013 tarihinde de Japonlarla Sinop’ta “Hükümetlerarası İşbirliği Anlaşması” nı imzalayan hükümetimiz 2023 yılına kadar 12 nükleer santralin kurulmasını planlamaktadır. Hatırlanmalıdır ki, 28 yıl önce meydana gelen Çernobil nükleer santral faciasından sonra Karadeniz’in bu güzel ilçesi Hopa da gözle görülemeyen düşman ; radyasyonun zulmüne uğramıştır , radyasyon bir hayalet gibi aramızda dolaşmıştır. Halkın elinde radyasyon ölçüm cihazının bulunmaması ve radyasyonun etkilerinin hemen değil, 5-10 yıl sonra ortaya çıkması halkın kandırılmasını kolaylaştırmıştır.

Kazım, Kazımlar…

Kaza sonrası Çernobil ve Çernobil çevresindeki Avrupa şehirlerinde insanlara iyot tabletleri dağıtılmışken, ülkemizde, bırakın kazadan birinci derecede etkilenen Karadeniz halkına iyot tabletlerinin dağıtılmasını, bu coğrafyada yetişen çay ve fındıkların vatandaşa nasıl tükettirilebileceğinin yolları araştırılmış, bu konuda söyleyecek sözü olan bağımsız bilim insanları susturulmuştur . Bölge, kaza sonrasını izleyen yıllarda lösemiyle, anormal doğumlarla, troid kanseriyle ve diğer kanser vakalarıyla, kalp hastalıklarıyla tanışmıştır. Bugün benzer bir durumu Tokyo ve Fukushima’da Japon halkı yaşıyor. Ne acıdır ki , 2011 yılının mart ayında teknoloji ve bilim çağında dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında sayılabilecek Japonya’da 28 yıl önceki Çernobil kazasına eşdeğerde bir kaza sebebi ne olursa olsun tekrar tecrübe edilebilmiştir . Bilim insanları artık nükleer kazanın etkilediği bazı bölgelerde yaşamanın mümkün olmayacağını söylerken, Japon hükümeti yetkilileri o bölgede yetişen sebze ve meyveleri pazarlarda promosyonlu olarak yarı fiyatına satmıştır , radyasyonlu gıdaların yarı fiyatına satıldığı dükkanların açılışlarını yapmıştır, yapmaktadır.

Karadeniz’de balık, ekmektir

Geçimini balık, çay, fındık gibi doğal kaynaklardan sağlayan Karadeniz insanı, toprağının ve denizinin göze görünmeyen radyasyon tarafından kirletilmesiyle ekmeğinden olacağı kadar sağlığından da olacaktır. Japonya’daki nükleer kaza sonrası yayılan radyasyonun, sezyum maddesinin okyanus ötesine, Amerika’ya, Kanada’ya ulaştığını düşünürsek, dünyanın hiçbir yerinde artık nükleer santral kurulmamalıdır. Kaldı ki Akdeniz’de Akkuyu’da , Karadeniz’de Sinop’ta kurulacak nükleer santral üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde deniz canlılarını etkileyecek ,bioçeşitliliği öldürecektir. Buradan bizi yönetenlere ileteceğim mesaj şudur ki: başımızın üstünde yağan rahmetten , üzerine bastığımız topraktan ,soluduğumuz havadan korkmak ,kaçınmak istemiyoruz! Ben Hüseyin Ürkmez , ülkemizde nükleer santral kurulmasına insan gücüyle karşı çıkabileceğimiz düşüncesinin temsilcisi olarak 1500 km lik kürek yolculuğuma Hopa’dan başlıyorum, sizler de karabasan gibi Karadeniz’in, Akdeniz’in üzerine çökmeye hazır radyasyon yüklü bulutları dağıtmak zorundasınız!”

Nükleersiz.org ve Yeşil Düşünce Derneği’nin girişimiyle gerçekleşen kampanyaya Türkiye Nükleer karşıtı Platform(NKP), Nükleer Karşıtı Platform (NKP) İstanbul
Bileşenleri, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSGP), Sinop Nükleer Karşıtı Platformu (Sinop NKP) ve KESK Sinop Şubeler Platformu destek veriyor.

Hüseyin Ürkmez’in tüm yolculuğu 3-5 günlük kesitler halinde tüm detaylarıyla projenin basın sponsoru olan Yeşil Gazete’de yazılarak internetten herkesle yazı dizisi olarak paylaşılacaktır.