Sergi

Hibakuşa’lar Olmasın!

Bu sergi, sağlıklı yaşamları nükleer endüstriye bağlı olarak bozulan milyonlarca insana adanmıştır. Uranyum madenleri nedeniyle evleri, yaşam alanları birer nükleer atık deposuna dönüşen yerli halklar, Dünya genelinde 2000’den fazla nükleer silah denemesinin mağdurları, Hiroşima ve Nagasaki’ye Atom bombası atıldıktan sonra hayatta kalanlar, meydana gelen askeri ve sivil nükleer kazalardan sonra oluşan radyoaktif serpintiye maruz kalanlar, hepsi Hibakuşa’dır. Eğer uranyum yerin altında bırakılsaydı bu insanların hepsi hakettikleri iyi yaşama devam edebilecekti.

Hiroşima atom bombasının menzili olan Aioi Köprüsü yakınlarındaki
Barış Anıtı Parkı

Hibakuşa : Hibakuşa terimi, ilk olarak Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombası atıldıktan sonra hayatlarını kaybedenleri değil, bir şekilde hayatta kalanları ve maruz kaldıkları radyasyonla yaşamlarına devam edenleri ifade eder. Hayatta kalan bu insanların çoğu, yaşamlarını nükleer tehdidin olmadığı bir dünya için mücadele etmeye adamıştır. Hibakuşa’ların tecrübelerini daha genç nesillere aktarmayı misyon edinmesiyle Dünya genelinde de pek çok benzer deneyim de paylaşılmaya başlanmıştır.

Doktorlar olarak biz, ionize radyasyonun etkisini anlatarak sivil ve askeri nükleer endüstri arasındaki bağlantıların bilinmesine çalışıyor, bunu bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu sergiyle dünya genelinde yapılan araştırmalar üzerinden, nükleer endüstrinin insan sağlığı ve çevreye olan etkisini ortaya koymayı hedefliyoruz. Unutulmamalıdır ki, maalesef bu serginin kapsamında olmayı hak eden daha pek çok vaka vardır. Bu sergi belki olayları somutlaştırarak soru sormayı, bu meselenin üzerine tartışmayı kolaylaştırmayı, toplumları daha fazla düşünmeye sevk etmeyi amaçlamaktadır. Zira çevre ve insan sağlığını nihayet gezegenin bütününü zarara uğratan insan ırkından başkası değildir.

Hibakuşa terimi, sonradan Soğuk Savaş boyunca küresel anlamda, nükleer silah denemelerini izleyen süreçte radyasyon mağduru olanları da işaret ederek, dünya genelinde kullanılır olmuştur. Hibakuşaların örnekleri pek çoktur: Nevada, Semipalatinsk, Pasifik ve dünyadaki diğer nükleer silah deneme sahalarında, Marşal Adalarında, Kazakistan’da, Rusya’da , Amerika ve Fransız Polenezyası’nda yaşadıkları radyoaktif mağduriyet nedeniyle Hibakuşa’lar hep dünya genelinde çeşitli savaş karşıtı etkinliklerde deneyimlerini anlatmaya davet edilir.

Aynı madalyonun iki yüzü

Fukuşima Felaketi, 2011 yılında başladığı zaman Hibakuşa kelimesi Japonya’da yeni bir anlam kazandı. Çekirdek erimeleri sonucunda oluşan radyoaktif kirlilik mağduru bir çok insan, kendilerini “Hibakuşa Japonca, “Radyasyon mağduru insan” olarak nitelendirdi. Zira etkileri itibariyle nükleer enerji ile nükleer silahların aynı madalyonun iki yüzü olduğu artık anlaşılmıştı. Gerek nükleer enerjinin, gerekse nükleer silahların temel ihtiyaç duyduğu madde uranyumdur. Nükleer silah kullanımı ile nükleer santral kazalarında olduğu gibi ham madde olarak kullanılan uranyumun çıkarılması da, ekolojik anlamda radyoaktif kirliliğe sebep olduğundan, Hibakuşa terimi uranyum madenlerinde çalışanlarla, madenin çıkarıldığı bölgede yaşayanlar için de kullanılagelmiştir. Bugün beş kıtadan insanlar uranyumun ait olduğu yerin altında bırakılması için mücadele yürütmektedir.

Nükleer enerji ve nükleer silahlar için uranyum gereklidir : Sadece uranyum madenciliği madencilerin kendisinden tutun da uranyum madeni bölgesinde yaşayan onbinlerce insanı radyoaktif kontaminasyonun etkisi altında yaşamak zorunda bırakmıştır. Beş kıtadan yerli halklar artık uranyumun yerin altında kalması için küresel bir mücadele yürütmektedir.

Her iki endüstri de uranyumu zenginleştirir: Nükleer silah yapan veya bunu deneyen ülkelerin hükümetleri nükleer programları kapsamındaki nükleer silah yapım çalışmalarını sivil bir nükleer endüstri arkasına gizler. Sivil nükleer programı olan her ülke, nükleer silah yapmaya bir adım daha yaklaşmış demektir.

Uranyum madenleri de nükleer santraller de silahlanma riski barındırır: Bir kere uranyum endüstrisine ve sivil nükleer altyapı kuruldu mu nükleer silah yapımı zor değildir. Zenginleştirilmiş uranyum, yani Plütonyumun ve MOX yakıtının, dünyanın pek çok yerindeki nükleer reaktörlerde ve donanma gemilerinde hatta savaş başlıklarında kullanılması için sevkiyatı yapılmaktadır.

Gerek Nükleer enerji gerekse nükleer silahlar çevreye ve insan sağlığına ciddi zarar verebilir: Bir nükleer santralde meydana gelen kazanın, bir plütonyum fabrikasının veya yeniden işleme tesisinin havaya, toprağa ve su kaynaklarına çok yüksek miktarda radyoaktif kirliliğe neden olacak partikülleri salması, gelecek nesilleri bile etkiler. Üstelik nükleer endüstrinin sebep olduğu yüksek miktarlardaki nükleer atık meselesine hiçbir uygun çözüm getirilememiştir, kaldı ki nükleer atıkların güvenli bir şekilde depolanması ve yüzlerce hatta binlerce yıl muhafaza edilmesi gerekir.

Hiroşima-Japonya (1945)
Nagasaki-Japonya (1945)
Hanford-ABD (1945)
Bikini ve Enewetak Mercanları-Marshall Adaları Cumhuriyeti (1946)
Kiritimati ve Malden Adaları-Kiribati Cumhuriyeti (1950)
Nevada Deneme Sahası-ABD (1951)
Novaya Zemlya-Rusya (1954)
Elliot Gölü-Kanada (1954)
Radyum Tepesi-Avustralya (1961)
Palomares-İspanya (1966)
Thule-Grönland (1968)
La Hague-Fransa (1969)
Fangataufa ve Moruroa-Fransız Polenezyası (Tahiti) (1970)
Üç Mil Adası-ABD (1979)
Çernobil-Ukrayna (1986)
Basra-Irak (1991)
Tokaimura-Japonya (1999)
Fukuşima-Japonya (2011)

“Bu sergi projesi Sivin Düşün AB kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır”.

“Bu serginin içeriğinin sorumluluğu tamamıyla www.nukleersiz.org a aittir ve AB’nin görüşlerini yasıtmamaktadır.”